Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda
Kar beyazı dağların ötesinde çürüyüp gidiyor
Kirlenmiş kanım yerdeki buzun üstünde
Gölgeler gece çığlıklarıyla
toprağın üzerinde geziniyor
Toprağın üzerinde geziniyor...
Dolunay yavaşça gökyüzüne tırmanıp
Ormanı ve karanlık vadiyi izliyor
Sisli gözler parlıyor ve kara gölgeler canlanıyor
Çürümüş eller soğuk mezarımı
kazıyor
Soğuk mezarımı kazıyor...
Sakin görünen orman uzanıyor
Mistik bir dansın güzel ezgisi duyuluyor
Ayışığı kefenleri kirlenmiş
Siyah bulutlarla büyülenince
Ağaçlar arasında bir ceset, yalnız bir
cenaze
Duyuyor hastalıklı çığlıkları
Acı dolu sözleri yankılanıyor korulukta
Kara doğanın artık insan olmayan
bekçilerinin
Gizlenmiş gölgelerin lanetli ruhları
Süzülürler gecenin içinde
Mezardan gelenlerin uğursuz bakışları
arasında
Silüetler geri dönerler bin asırlık
uykularından uyanınca
Bin asırlık uykularından uyanınca...
Página 1 / 2Ormandaki boş karanlık sonsuz gibi
Baykuşlar bile huzursuz şimdi
Çanın sesi heryeri doldurunca
Cennetin hiçbir ışığı
aydınlatmaz bu ormanı
Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda
Kar beyazı dağların ötesinden bir demet
ışık geliyor
Ölü bir şafak çöküyor ormanın üzerine
Kara doğa gölgelere çekiliyor...
Página 2 / 2